Vergi usullerinin ıslahı çarelerinin aranmasına da ehemmiyetle devam olunmalıdır. İyi usul ve iyi tatbikin memnun edici neticelerini vatandaş, hiç bir işte vergi mevzuu kadar hassasiyetle takdir etmez. M.Kemal ATATÜRK (01.11.1936, T.B.M.M.)
Atatürk
Üyelik İşlemleri
Sitemizde şu an :1 ziyaretçi bulunmaktadır. Sitemizi bugün :157 kişi ziyaret etmiştir

Hava Durumu & Ekonomi


İNDİRİMLİ ORANDA KDV İADESİ USUL VE ESASLARI

VİDEO FORMATI İÇİN TIKLAYINIZ    

 

 

İNDİRİMLİ ORANA TABİ

İŞLEMLERDE

KDV İADESİ

USUL ve ESASLARI

(119 ve 120 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri Sonrası)

Hamza ERTEKİN

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

Müdür Yardımcısı

İSTANBUL - Şubat 2013

 

A-GİRİŞ
A-1-Kapsam ve Yürürlük

İndirimli Orana Tabi İşlemlerden kaynaklanan KDV iadelerinde uygulanmak üzere 23.06.2012 tarih 28332 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile yeni usul ve esaslar belirlenmiştir.

Yeni belirlenen usul ve esaslar bu  tebliğin yayımından sonraki İADE TALEPLERİNE uygulanır.

Bu tebliğin yayımından önce talep edilen iade işlemleri ÖNCEKİ tebliğlere göre değerlendirilecektir.

Bu tebliğ ile; daha önceden çıkarılan indirimli orana tabi işlemler ile ilgili bütün KDV tebliğleri (yıllar itibariyle alt limitlerin açıklandığı kısımlar hariç) yürürlükten kaldırılmıştır.

A-2-  İade Talebinden Anlaşılması Gereken Nedir?

119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği, yayımı tarihi olan 23.06.2012 tarihinden sonraki “iade taleplerine’’ uygulanacağından, “İade Talebinden’’; dilekçe tarihi mi, evrakların sisteme girildiği tarih mi, YMM raporu veya teminatın verildiği tarih mi yoksa KDV beyannamesinin verildiği tarih mi anlaşılacağı hususlarında tereddüt oluşmuş,

Ancak benzer bir durumda; Tevkifatların düzenlendiği 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin (8.4) bölümünde, “… bu Tebliğin iadeleri düzenleyen 5.Bölümünün, yürürlüğe girdiği 01.05.2012 tarihinden sonraki iade talepleri için geçerli olduğu …” belirtilerek, aynı tereddütler daha önceden de yaşanmış,

Çıkarılan 63 Seri No.lu KDV Sirkülerinde; “117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin yürürlüğünden (01.05.2012) önce gerçekleşen işlemlere ilişkin verilen 1 No.lu KDV beyannamelerinde iadesi gereken KDV olarak gösterilen miktarlar ait oldukları dönemde geçerli mevzuata göre değerlendirilip sonuçlandırılacaktır.

                Bu uygulamada, iade talep dilekçesinin 01.05.2012 tarihinden sonra verilmesi, mükellefe eksik belgelerini tamamlaması konusunda bildirimde bulunulması gibi nedenlerle iade işleminin 01.05.2012 tarihinden sonra yerine getirilmesi bu uygulamayı değiştirmeyecektir….” denilerek, oluşan tereddütlerin giderilmesi hedeflenmiştir.

 

Yeni düzenlemede, tebliğin yürürlüğe girdiği 23.06.2012 tarihinden önce işlemi gerçekleşen indirimli orana tabi işleler nedeniyle 1 No.lu KDV beyannamesinde iadesi gereken KDV olarak gösterilen  miktarların, ait oldukları dönemde geçerli olan tebliğ hükümlerine göre değerlendirileceği ortaya çıkmaktadır.

Özet olarak; Tebliğde geçen “İade Talebi” kavramından, “alacağın gösterildiği KDV beyanı” anlaşılması gerekmekte olup,

                119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği, 2012/Haziran döneminden itibaren verilecek KDV beyannamelerinde gösterilen İ.O.T.İ. nedeniyle talep edilecek iade işlemlerine uygulanacağı düşünülmektedir

2012/5 ve ve önceki dönemlere ait KDV beyannamelerinde gösterilen iade alacakları ise ait oldukları dönemlerdeki geçerli olan usul ve esaslara göre değerlendirilecektir.

2012/5 ve önceki dönemlerine ait düzeltme beyanı ile iade talep edilmesi ya da beyan edilen alacağın artırılması durumların da da önceki usul ve esasların uygulanacağı düşünülmektedir.

Özellikle 2012/5 ve önceki dönem beyannamelerinde beyan edilen alacaklara hangi tebliğin hangi şartlarla uygulanacağı konusunda değişik görüşlerin olması nedeniyle, net belirlemelerin yapılmasının yararlı olacağı düşünülüyor.

B-İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLERDE İADE UYGULAMASI

Yıllar itibariyle, BKK ile belirlenen alt sınırı aşan iade tutarı, bu  tebliğin (4.2) bölümünde belirlenen  borçlara yılı içinde aylık olarak mahsuben,

İzleyen yıl içerisinde usulüne uygun talep edilmesi halinde nakden ya da söz konusu borçlara mahsuben iade edilebilecektir.

İndirimli oran kapsamında olmakla birlikte verginin konusuna girmeyen veya KDV’den istisna edilen işlemler dolayısıyla yüklenilen vergiler bu tebliğ kapsamında değerlendirilmeyecektir.

KDV’nin konusuna girmeyenler beyannameye dahil edilmeyecektir,

Kısmi istisna kapsamına girenler (KDV Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında olanlar) dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirim ve iadesi söz konusu olmadığından, yüklenilen bu vergiler işin mahiyetine göre gider, maliyet veya kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacak,

ÖNEMLİ: Tam istisna kapsamına girenler (ihraç kaydıyla teslimler hariç) dolayısıyla yüklenilen vergilerden indirim yoluyla telafi edilemeyenler ise, “İLGİLİ İŞLEME AİT USUL VE ESASLAR” çerçevesinde iade edilecektir.

B-1-İndirimli Orana Tabi Malların Tam İstisna Kapsamında Satılmasında İade İşlemi

İndirimli orana tabi malları, ihracat (11/1-a) kapsamında yurt dışı eden mükellef, bu mallar için yüklendikleri vergiyi 11/1-a hükümlerine (KDV Kanunu 32.madde) göre hesaplayıp iade talep edecektir.

Bu ve benzeri durumlardaki tam istisna işlemlerinde iade hesabı, ilgili tam istisnanın tabi olduğu hükümler çerçevesinde hesaplanıp talep edilecek olup; bu gibi durumlarda; KDV Kanunu 29/2’inci maddesi ve dolayısıyla bu Tebliğe göre iade işlemi yapılmayacaktır.

B-2-İndirimli Orana Tabi Malların İhraç Kayıtlı (11-1/c) Tesliminde İade İşlemi

99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde yer alan, tam istisna kapsamına girenler (ihraç kaydıyla teslimler dahil) parantez içi hükmü,  119 Seri No.lu Tebliğ ile (ihraç kaydıyla teslimler hariç) şeklinde değiştirilmiş olup, böylelikle önceden indirimli orana tabi malların ihraç kaydıyla teslimlerinden kaynaklanan yüklenilen KDV farklarının iadesinde ihraç kayıtlı teslimlere ait iade usul ve esasları uygulanırken, 119 Seri No.lu Tebliğ sonrasında bu işlem, Kanun’un 29/2’inci maddesi kapsamında değerlendirilip, indirimli orana tabi iade usul ve esasları uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Örnek : Konfeksiyon imalatçısı (A) ürettiği 100 adet elbiseyi adedi 100 TL den ihracatçı (B) ye ihraç kayıtlı teslim etmiştir. Bu teslim için imalatçının düzenlediği faturada 10.000 TL bedel üzerinden 800 TL KDV hesaplanarak beyan edilecek ancak ihracatçı tarafından bu KDV tutarı ödenmeyecektir.

(A) nın önceki dönemden devreden KDV tutarı 1.500 TL, bu dönemde indirilecek KDV tutarı 1.200 TL olup sadece bu teslime (100 adet elbise) ilişkin yüklenim KDV tutarı ise 950 TL'dir.

Buna göre (A), (B) tarafından elbiselerin ihraç edildiği dönemde ihraç kaydıyla teslim bedeli üzerinden hesapladığı ve tecil edemediği 800 TL'nin iadesini ihraç kaydıyla teslimlerden kaynaklanan KDV tutarları için belirlenen iade esaslarına göre 150 TL'sini de indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade esaslarına göre talep edecektir.

B-2-1-İhraç Kayıtlı Yük Farkı İade işlemlerinde Önceki ve Sonraki Durum Karşılaştırması

Yük farkları önceden 11/1-c kapsamında iade usul ve esaslarına tabi olarak,  teminatsız mahsup ve teminatlı nakit iade yapılırken, 119 sonrasında yılı içinde teminat karşılığı sadece mahsup yapılabilecek olup, nakden iade yapılamayacaktır.

Yük farkları önceden 11/1-c kapsamında KDV beyannamesinde beyan edilip, ihracatın gerçekleşme oranına göre pay verilerek iade/mahsup işlemleri gerçekleştirilirken, 119 sonrasında satışın yapıldığı dönem beyannamesinde yüklenilen vergi hesaplanıp beyan edilmekle beraber, iade talebi ihracatın gerçekleştiği dönem beyannamesinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

B-2-2-Bu Uygulamanın Getirdiği Tereddütler

Yük farkı iadelerinin ihracatın gerçekleştiği dönem beyannamesinde talep edilecek olması, bu tutarın İDARECE takip ve kontrol edilmesini güçleştirecektir.

Böylelikle fazla ve yersiz KDV iadelerinin yapılmasına zemin oluşabilecektir.

Bu hususun takip ve kontrolüne yönelik yeni ve farklı bir takım bilgi ve belgelerin istenmesine yol açacaktır.

Bu teslim eğer 29/2 kapsamında değerlendirilecekse, neden ihracatın gerçekleşmesi beklenilerek, ihracatın gerçekleştiği dönem beyannamesinde talep ediliyor? Teminat ve diğer evrakların ibrazı halinde normal yurt içi teslim gibi değerlendirilip, mahsup yapılabilmeli.

Şayet ihracatın gerçekleşmesi beklenilecekse neden tam istisna kapsamından çıkarıldı?

Bu yük farklarının yılı içinde mahsuben iade edilememesi durumunda, bu tutarların da yıllık olarak talep edilip edilmeyeceği, edilecekse hangi usul ve esaslara göre edileceği hususlarında belirlemeler yapılmalıdır.

İleride bu yönde tereddütler oluşacaktır.

Özellikle bu yük farklarından kaynaklanan tutarların diğer yurt içi teslimler nedeniyle yüklenilen vergi hesabına dahil edilip edilmeyeceği,

Örneğin 2012 Kasım ayında satış yapılıp, ihracat 2013 Şubat döneminde gerçekleşirse aylık olarak Şubatta iade istenebilir iken yıllık olarak 2014 yılında mı iade talep edilebileceği konuları belirsizdir.

C-İADE TUTARININ HESAPLANMASI


 C-1-Yılı İçinde Mahsuben Talep Edilebilecek Tutarın Hesaplanması

Hesaplamaya Ocak ayı itibariyle başlanılacaktır,

İşlemin bünyesine giren vergiden, işlem dolayısıyla hesaplanan vergi (%1 veya %8) düşülerek ay içi itibariyle “iadeye esas KDV” tutarına ulaşılacaktır,

Bu tutar Ocak ayı devreden KDV tutarı ile kıyaslanacak, iadeye esas KDV tutarı devreden KDV yeterli olduğu kadarı ile aylık iade tutarına ulaşılabilecektir. Devreden KDV tutarı yok ise iade tutarı “0” olarak alınacak, devreden KDV daha az ise az olan tutar esas alınacaktır.

Ocak ayında İ.O.T.İ yok ise, iade edilebilir KDV “0” olarak dikkate alınacaktır.

Takip eden tüm aylarda aynı işlem uygulanarak, iade edilebilir KDV tutarı kümülatif olarak dikkate alınarak her bir ay devreden KDV ile kıyaslanacaktır.

Yılı içinde yapılacak tüm mahsuben iade taleplerinde, önceki dönemlerde iade talebinde bulunulup bulunulmadığına bakılmaksızın, ilgili yıl için belirlenen alt sınır ve iade talep edilen tutarlar dikkate alınmadan iadenin talep edildiği her bir döneme kadar kümülatif bir hesaplama yapılacak,

Bu hesaplama sonucu bulunacak tutardan ilgili yıl içinde belirlenen alt sınır ve önceki dönemlerde mahsuben iadesi talep edilen tutarlar çıkarılacak,

Varsa kalan tutarın mahsuben iadesi talep edilebilecektir.

 

C-2- İade Talebinin İndirimli Orana Tabi Tüm İşlemleri Kapsaması

Yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen, yılı içinde mahsuben iadesi talep edilebilecek KDV tutarları, aylar itibariyle ve kümülatif olarak hesaplanıp,

İade talebinin, ilgili vergilendirme dönemleri itibariyle İNDİRİMLİ ORANA TABİ TÜM İŞLEMLERİ KAPSAYACAĞI,

İndirimli orana tabi birden fazla işlem olması halinde sadece bir işleme ait yüklenilen vergilerin hesaplanarak iadeye konu edilmesinin mümkün olmadığı, tüm işlemler için hesaplamanın yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Durumu şöyle örneklendirebiliriz:

Buna göre; inşaat (%1) ve tekstil (%8) işi yapan mükellefin, tekstil işinden dolayı yüklenim ve iade hesaplamayıp, sadece inşaat işinden dolayı yüklenim ve iade talep etmesi, bu Tebliğle sınırlandırılmıştır.

Yine; bu Tebliğle yapılan düzenleme sonrası ihraç kayıtlı teslim ve yurt içi teslimi birlikte yapan mükelleflerin, ihraç kayıtlı teslim için yük farkı hesaplamamaları dolayısıyla yük farkından iade talep etmemelerinin önüne geçilmiştir.

 Çünkü bu yük farkları ihracatın gerçekleştiği döneme ait KDV beyannamesinde iade talep edilebileceğinden bu husus önem arz etmektedir.

İndirimli Oranlı ihraç kayıtlı satışlar ile diğer yurt içi indirimli oranlı teslimleri birlikte yapan mükellefler bu tebliğ öncesi, ihraç kayıtlı satışa isabet eden yük farkı hesaplamayanlara rastlanıyordu. İhraç kayıtlıya isabet eden yük farkları teminatsız iade alınmasına rağmen, bu hesaplamayı yapmayıp teminatlı iade alınması nedeniyle ve mevzuatta sınırlayıcı bir belirleme olmadığından bu durum tenkit edilmiyordu.

Tebliğ sonrası aynı durum oluşması halinde, ihraç kayıtlıya isabet eden yüklenilen KDV kısmının ayrı hesaplanması gerekmekte olup, bu tutar teminat karşılığı ihracatın gerçekleştiği dönemin beyannamesinde talep edilebileceğinden, yukarıdaki şekilde hesaplanması durumunda henüz ihracatlar gerçekleşmeden, zamanından önce iadeye sebebiyet verilebilmesi açısından önem arz etmektedir.

C-3- Eksi Bakiyelerin Durumu

Hesaplanan verginin yüklenilen vergiden fazla olduğu dönemlerde, hesaplanan negatif farklar cari dönem sonu iade edilebilir KDV tutarlarından düşülecektir.

119 No.lu Tebliğ ile bu husus netlik kazanmış olup, yasal mevzuatı bulunmayan ancak farklı uygulamalar nedeniyle ihtilaf konusu olan bu husustaki tereddütler giderilmiştir.

119 Öncesi dönemlerde bu husus dikkate alınmayacaktır.

Uygulamada: 2012/6 dönemi ve sonrası dönem beyannamelerinde gösterilen iade işlemlerine ilişkin hesaplama tablolarında yer alan eksi bakiyeler, cari dönem sonu iade tutarlarından düşülmesi gerektiği, önceki dönem beyannamelerinde gösterilen iade işlemlerinde ise dikkate alınmaması gerektiği düşünülüyor.

(Konu ile ilgili, İstanbul V.D. Başkanlığı’nın 24.07.2012 tarih 2550 sayılı Tamimi mevcuttur.)

Konu ile ilgili olarak önceki dönemlere ilişkin iade taleplerinde uygulamanın şu şekilde yapıldığı görülmektedir;

1) 2010 ve daha önceki dönemler için talepte bulunulmuş ve işlemleri sonuçlandırılmış olan dosyalarla ilgili yeni her hangi bir işlem yapılmayacak, sonuçlandırılmamış olanlarda ise mükellefin yapmış olduğu beyanı ve talebine göre sonuçlandırılacağı,

2) 01.01.2011-23.06.2012 dönemleri için 23.06.2012 tarihinden önce iade talebinde bulunulmuş ise işlemleri sonuçlandırılmış olanlar hakkında yeni her hangi bir işlem yapılmayacak, ancak işlemleri devam edenler hakkında 119 Seri No.lu Tebliğden önceki usul ve esaslar uygulanacaktır. (Yani eksi bakiyeler mükellef lehine sonuçlandırılacaktır.)

3) 2011 ve 01.01.2012-23.06.2012 dönemleri için, 23.06.2012 tarihinden sonra iade talebinde bulunulması halinde 119 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki usul ve esaslar uygulanacaktır.(Eksi bakiyeler düşülecektir.)

4) Eksi farklardan dolayı yargıya taşınmış olan konular için yargı kararı beklenecek ve karara göre işlem tesis edilecektir.

5) Tebliğin yayımından önceki dönemlere ait KDV beyannamelerindeki iade taleplerinde, tebliğin yayımından önce talep edilmediği halde bu tarihten sonra düzeltme beyannamesi verilerek, eksi bakiyeler nedeniyle iade tutarının artırılması halinde, eksi farklar nedeniyle iade tutarını artıran bu talepler kabul edilmeyecektir.

6) Teminat mektubu çözümleri de işlemi devam eden olarak kabul edilecektir.

 

D-YILLIK İADE HESAPLAMASI


D-1-Yıllık İade Tutarı Aylık İade Tutarının Hesaplandığı Usule Göre Yapılacaktır

Yılı içinde hesaplanan kümülatif tutardan, aylık mahsuplar düşülecek, kalan tutarın işlemin yapıldığı yıl için belirlenen iade edilemeyecek alt sınırı aşan kısmın nakden/mahsuben iadesi,

İzleyen yılın Ocak – Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin KDV beyannameleri ile talep edilebilecektir.

Yıllık iadesi talep edilebilir tutar, ertesi yılın hangi dönem beyannamesinde iade talep edilmiş ise, talep edilen bu tutar aradaki dönem beyannamelerindeki devreden KDV tutarları ile önceki bölümlerdeki gibi karşılaştırılacaktır,

Yıllık iadelerde azami iade tutarının belirlenmesinde, yıllık toplam işlem bedeli esas alınacaktır.

Ay içi hesaplamalarda azami iade tutarının aşılmasının önemi bulunmamaktadır.

D-2-Yüklenilen Verginin Genel KDV Oranını Geçmesi:

Yüklenilen verginin genel KDV oranı olan %18’i geçmeyeceği hüküm altına alınmıştır,

Bu husus 119 No.lu Tebliğ ile getirilmiştir.

Ancak, azami iade tutarının tespitinde, iade talebinde bulunulan döneme kadar yapılan TOPLAM İŞLEM BEDELİ dikkate alınarak, ay içerisinde %18 aşılabileceği hüküm altına alınmıştır.

İşlemin bünyesine doğrudan giren harcamalara ilişkin olarak yüklenilen verginin, azami iade tutarını aşması halinde, mükellefin iade talebi, AŞAN KISIM münhasıran VİR ile yerine getirilebilecektir.

ÖNEMLİ : Tebliğin (2.1.) bölümünün son paragrafı ve (3.1.) bölümünün ilk paragrafı gereği; ay içerisinde azami iade tutarının belirlenmesinde sadece işlemin bünyesine giren vergilerden pay verilerek genel KDV oranının aşılabileceği, genel gider ve ATİK’lerden verilecek paylarla hiçbir suretle genel KDV oranının aşılamayacağı anlaşılmaktadır.

 

E-İADE HESABINA DAHİL EDİLEBİLECEK YÜKLENİLEN KDV    


    E-1-Yüklenime Pay Verilmesi

İndirimli Orana Tabi İşlemler nedeniyle yüklenilen vergiler hesaplanırken;

1- İndirimli orana tabi işlemin bünyesine giren vergiler,

2-İndirimli orana tabi işlemlerle ilgili giderler,

3-İndirimli orana tabi işlemlerde kullanılan ATİK’ler nedeniyle yüklenilen vergiler ,

Dikkate alınacaktır.

Bu hesaplama yapılırken mükellefin genel KDV oranlı satışları ve indirimli orana tabi yurt içi ve ihraç kayıtlı teslimlerine ayrı ayrı pay verilecektir.

E-2-Yüklenime Pay Verilmeyecek Giderler

İndirimli Orana Tabi İşlemler nedeniyle yüklenilen vergiler hesaplanırken;

1-İndirimli orana tabi olmayan teslim ve hizmetler nedeniyle yapılan giderlere ait KDV’ler,

2-İndirimli orana tabi işlemlerle ilgili olmayan giderler nedeniyle yüklenilen vergiler,

İade hesabında dikkate alınmayacak olup, yüklenime pay verilemeyecektir.

 

 

E-2-1-Yüklenime Pay Verilmeyecek Giderlerle İlgili Örnek:

Tebliğde net alanı 150 m’nin altında kalan konut teslimleri nedeniyle yüklenilen vergi hesabında karşılaşılan tereddütlü bir çok konuda net belirlemeler yapılmıştır.

Ankastre ve mobilyalı konut teslimlerinde, bu tür sökülüp takılması sağlanabilen eklentilerin konut tesliminden bağımsız bir teslim olarak değerlendirilip, söz konusu eşyaların tabi olduğu oran üzerinden KDV hesaplanması gerektiği,

Bu ürünlerin alımında ödenen KDV’lerin indirim konusu yapılabileceği ancak, yüklenime konu edilemeyeceği, hususları net bir şekilde belirlenmiştir.

Yine konutun yapımı için zorunlu harcamalar için yüklenilen vergiler iadeye konu edilebilirken, zorunlu olmayan harcamalar nedeniyle yüklenilen vergilerin iadeye konu edilemeyeceği belirtiliyor,

Çocuk parkı, bahçe düzenlemesi, havuz, pergola, kamelya, çim ekimi, spor alanı, alış-veriş merkezi gibi yerlerin konutun yapımı için zorunlu olmadığından buralara isabet eden yüklenilen vergilerin iadeye konu edilemeyeceği,

Ancak; arazi yapısından dolayı yapılması zorunlu site içi çevre düzenlemeleri (istinat duvarı, perde duvarı,site çevre duvarı vb. işler) nedeniyle yüklenilen vergilerin iade hesabına dahil edileceği belirlenmiştir.

Yine Genel Yönetim Gideri ve ATİK’ler nedeniyle yüklenilen vergilerin iade hesabında yer alabileceği belirlenmiştir.

 

E-3-Stoklarda Yer Alan Mallara Ait Vergilerin Durumu

Stoklarda yer alan mallara ait yüklenilen vergilerin iade hesabına konu edilemeyeceği, bunların satışlarının yapıldığı dönemlerde yüklenime konu edilebileceği hüküm altına alınmıştır.

İndirimli Orana Tabi İşlemler nedeniyle yüklenilen vergi hesaplanırken; işlemin bünyesine giren vergi yerine, satış tutarının %18’ine kadar iade istenmesinin bir hak olduğu yönünde bazı görüş ve hesaplamalara yer verildiğinin tespiti üzerine böyle bir düzenlemenin yapıldığı düşünülüyor.

Yapılan bu yeni düzenlemenin dikkatle izlenmesi ve getirebileceği sorunların ve uygulama farklılığının ortadan kaldırılması gerekiyor.

 

E-4- ATİK’lere Ait  KDV’nin Durumu

Amortismana tabi iktisadi kıymetler, İndirimli orana tabi işlemlerde kullanılıyorsa, bunlar için yüklenilen vergilerden pay verilebilir. Bu verilecek payın hiçbir şekilde genel KDV oranını geçemeyeceği düşünülüyor. (Tebliğin (2.1) ve (3.1)bölümü) İktisadi kıymet, bizzat mükellef tarafından imal ve inşa ediliyorsa, yüklenilen vergiler bu kıymetin aktife alındığı ve indirimli orana tabi işlemlerde fiilen kullanılmaya başlandığı dönemden itibaren iade hesabına dahil edilir.

E-5- Sonradan Düzenlenen Veya Temin Edilen Belgeler

İndirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği dönem içinde veya öncesinde, bu işlemle ilgi olarak, yapılan mal ve hizmet alımlarına ait fatura ve benzeri belgelerin, belge düzenleme süresi içinde olmakla birlikte,  İ.O.T.İ gerçekleştikten sonra, düzenlenmesi veya zamanında düzenlenen belgelerin, İşlemin gerçekleştiği vergilendirme döneminden sonra temin edilmesi halinde,

Bu belgelerde yer alan KDV tutarları, İşlemin gerçekleştiği vergilendirme dönemi iade hesabına Düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle dahil edilebilecektir. YMM raporu yok ise, mükelleften yazılı bir izahat istenecek, izahatın yeterli görülmesi halinde bu tutar da genel esaslara göre iade edilebilecektir. indirim hakkının kullanılmasına ilişkin 29. madde hükmü gereği yıl aşılmaması esasına dikkat edilecektir. Sonradan düzenlenen veya temin edilen bu faturaların düzeltme beyannamesi verilerek iadeye konu edileceği belirtilmiş ise de; Örneğin 6 ay sonra mükellefe intikal eden faturanın deftere kaydı ancak geldiği ay hesabına yapılabilecekken, 6 ay önceki döneme düzeltme beyanı verilerek yüklenime konu edilebilecektir. Böylelikle henüz indirim konusu yapılmayan bir fatura yüklenimde yer alacaktır.

Yine aynı şekilde Ekim/2012 döneminde İ.O.T.İ nedeniyle 31 Ekim 2012 tarihinde alınan bir hizmete ait fatura, fatura düzenleme süresinin son günü olan 07.11.2012  tarihinde düzenlenmiş olup, iadeye konu edilebilmesi için Ekim dönemine mi yoksa Kasım dönemine mi kaydedilecektir. Şeklinde tereddütler doğmuştur. Böyle bir durumun varlığı halinde, KDV iadesi YMM Raporu ile talep edilmiş ise durum gerekçeleriyle açıklanacaktır.

 

F-YILI İÇİNDE AYLIK MAHSUBEN İADE USUL VE ESASLARI


F-1-İbrazı Zorunlu Belgeler

Mahsup talebi bir dilekçe ile yapılacak olup, şu belgeler eklenir;

Takvim yılı başından mahsup hakkının doğduğu döneme kadar yapılan alışlara ilişkin fatura ve benzeri belgelerin listesi,(İndirilecek KDV listeleri sisteme girildiğinden ayrıca bu faturalar kağıt ortamında istenmiyor)

Takvim yılı başından mahsup hakkının doğduğu döneme kadar İ.O.T.T ilişkin satış faturaları listesi, (60 No.lu Sirkü gereği sisteme girileceği hüküm altına alınmış ise de henüz altyapısı hazırlanmadığından sisteme girilmesi mümkün olmadığından kağıt ortamında alınıyor.)

Takvim yılı başından mahsup hakkının doğduğu döneme kadar iade edilecek vergi tutarının hesaplanmasına ilişkin olarak dönemler itibariyle hazırlanacak tablo,

Cari yıl içerisinde bir iade talebi sonuçlandırıldıktan sonra yapılacak iade taleplerinde, iade hakkı doğuran işlemin ait olduğu dönemden iadenin talep edildiği döneme kadar aradaki dönemlere ilişkin olarak indirilecek KDV listesi, (indirilecek KDV listeleri 60 No.lu Sirküleri gereği sisteme girilmekte olup, kağıt ortamında ayrıca istenmiyor)

 

Aradaki dönemlere ilişkin indirimli orana tabi satış faturaları veya bu faturaların dökümünü gösteren liste ile yüklenilen KDV listesi ve tablosu, (Yüklenilen KDV Listesi sisteme girilmekte olup, Yüklenim Tablosu kağıt ortamında verilmektedir.)

Sisteme girilmesi zorunlu belgelerin ayrıca YMM Raporu ile ibraz edilmesi gereksiz evrak yoğunluğuna sebep olmakta, bunun yerine sisteme girişi yapılan listelerin doğruluğunu ifade eden ibarenin raporda yer almasının yeterli olacağı hususunda düzenleme yapılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

Burada “Yüklenilen KDV Listesi” indirimli orana tabi işlemler ile ilgili önceki tebliğlerde yer almayan bir belge olup, 60 No.lu Sirkülerinde sisteme girilmesi zorunlu olan bu liste için yasal zemin oluşturulmuştur.

“Yüklenilen KDV Tablosu” ise 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde düzenlenmiş olup, tebliğin “1.1.3.1.Belge İbraz Edenlerin Yapacakları İşlemler” bölümünde “Hesaplama Tablosu” olarak yer almakta olup, yüklenilen vergilerin nasıl hesaplandığını gösteren bir tablodur.(İşlemin bünyesine giren vergiler, giderler ve ATİK’lerden nasıl pay verildiği gösterilir)

Kollektif şirketler ile adi ortaklıkların iade alacaklarını ortakların borçlarına  mahsup taleplerinde ayrıca diğer ortakların bu mahsubu onayladıklarına dair noter onaylı belge de istenilir,

Vergilendirme dönemleri itibariyle 4.000 TL’yi aşmayan mahsup taleplerinde YMM raporu ya da teminat aranmaz,

Bu tutarı aşan kısım için teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu gerekmektedir,

Mahsup talebi yukarıda sayılan tüm belgelerin tamamlandığı tarih itibariyle geçerlilik kazanır. (Vergi inceleme raporu hariç)

Mahsuben iadenin vergi inceleme sonucuna göre yapılmasının talep edilmesi halinde, mahsup talebi, İADE TALEP DİLEKÇESİNİN VERİLDİĞİ TARİH itibariyle geçerlilik kazanacaktır.

Burada, mahsubun inceleme sonucuna göre yapılması durumunda, inceleme sonucu beklenilmeden geçerlilik kazanması mükelleflerin lehine bir gelişme olup, önceki tebliğlerde bu yönde bir belirleme bulunmuyordu.

Verilen teminatlar YMM raporu veya vergi inceleme raporu ile çözülmekte olup,

Teminatın verildiği dilekçede, teminatın nasıl çözdürüleceği hususunun belirtilmesinin  yapılacak işlemler açısından önem arz edeceği, inceleme sonucuna göre yapılacaksa vergi incelemesine  bir an önce başlanmasının sağlanması gerektiği düşünülüyor.

Ancak YMM Raporu ile çözülecekse hangi sürede rapor ibraz edilmesi gerektiği konularında açıklık bulunmaktadır. ZAMANAŞIMI açısından bu husus önem arz ediyor.

Mahsup talepleri neticesinde belgelerin veya belgelerde yer alması gereken bilgilerin eksikliği durumunda 95 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre, eksiklik mükellefe bildirilerek 30 gün içerisinde tamamlanması istenecektir.

Süresi içinde eksiklerin tamamlanması durumunda gecikme zammı alınmayacaktır.

Verilen süre içerisinde eksiklikler tamamlanmaz ise, mahsubu istenilen borcun normal vade tarihinden, tamamlandığı tarihe kadar yada cebren tahsil tahine kadar gecikme zammı alınacaktır.

YMM Raporu ve Teminat ibraz edilmeden mahsup talep edilemeyeceğinden bu belgeler verilmeden talepte bulunulmuş ise bu belgelerin verileceği tarihe kadar gecikme zammı hesaplanacağı düşünülmektedir. (120 Seri No.lu Tebliğin (3.4.) bölümünde yer alan ve 119 Seri No.lu Tebliğin (5.) bölümünde yapılan değişiklikler gereği.)

 

F-2-Teminat, YMM Raporu veya VİR Aranılmadan Yapılabilecek Aylık Mahsup Talepleri

Aşağıdaki durumlarda mahsup işlemlerinde teminat, YMM Raporu veya V.İ.R aranılmaz:

1)-Vergilendirme dönemi itibariyle 4.000 TL’yi aşmayan mahsup taleplerinde,

2)-84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (I/1.4.) bölümünde (kamuya ait kuruluşlara iade) sayılan kurum ve kuruluşların tutarına bakılmaksızın mahsup taleplerinde,

3)- 119 Seri No.lu tebliğin (4.3.) bölümünde yer alan “İ.O.T Malların İhraç Amaçlı Teslimlerinde” (11/1-c kapsamında olanlar hariç) ortaya çıkan yılı içerisindeki AYLIK hesaplanan iade alacaklarının tutarına bakılmaksızın mahsup talebinde,

4)- 109 ve 120 Seri No.lu Tebliğler kapsamında “Hızlandırılmış İade Sistemi”nden faydalanan mükelleflerin bu kapsamdaki alacaklarını tutarına bakılmaksızın mahsup talep etmeleri halinde.

 

F-3- 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile İlişki

119 Seri No’lu Tebliğin (4.1.) bölümünde “… İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan yılı içinde mahsuben iade taleplerinde, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde yer alan ve bu Tebliğe aykırı olmayan açıklamalar geçerli olacaktır.” şeklinde belirleme yapılmıştır.

Böylelikle İ.O.T.İ kaynaklanan “YILI İÇİNDE MAHSUBEN İADE” işlemlerinde karşılaşılacak tereddütleri gidermek amacıyla, 119 No.lu Tebliğde aksi yönde bir düzenleme yok ise 84 No.lu Tebliğden yararlanılacağı hüküm altına alınmıştır.

F-4-Mahsubu Talep Edilebilecek Borçlar

Mükellefin kendisine ait; ithalde alınanlar da dahil vergi borçlarına, SSK Prim borçlarına ve %51 veya daha fazla hissesi kamuya ait kuruluşlardan temin ettikleri elektrik ve doğalgaz borçlarına mahsup edilebilir,

Faaliyetleri indirimli oranda KDV’ye tabi işlemlerden oluşan kollektif şirketler ile adi ortaklıklar adına ortaya çıkan KDV alacaklarını, yukarıda belirtilen borçların yanı sıra, yalnızca söz konusu şirket ortaklarının vergi (ithalde alınanlar dahil) ve SSK Prim borçlarına da mahsup edilebilir,

İş Ortaklığı ve sermaye şirketlerinin ortaklarının borcuna mahsup imkanı bulunmamaktadır.

 

 

F-5-Elektrik ve Doğalgaz Borçlarına Mahsup

Elektrik ve Doğalgazı %51 veya daha fazla hissesi kamuya ait kuruluşlardan temin eden mükelleflerin, bu kuruluşlara başvurarak, borçlarını iade alacaklarından mahsup yoluyla ödeyeceklerini beyan edip, vergi dairelerine verilmek üzere fatura tutarlarının yatırılacağı banka hesap numarası talep edecekler.  Elektrik veya Doğalgaz satan kuruluşlar %51 veya daha fazla hisselerinin kamuya ait olduklarını da belirtmek suretiyle banka bilgilerini içeren yazıyı mükellefe verecek, Mükellef bu yazıyı bir defaya mahsus olmak üzere dilekçe ekinde vergi dairesine verecektir.

Mahsup talebi; vergi dairesine sunulan bu belgelerin doğruluğu, vergi dairesince satıcı işletmeden alınacak teyit sonrasında geçerlilik kazanacaktır.

Dilekçede yer alan bilgilerde değişiklik olması halinde , mükellefler  bu değişiklikleri gecikmeden vergi dairesine bildirecektir.

Mahsup talep dilekçesine doğalgaz/elektrik faturasının iadeyi talep eden firma yetkililerince aslına uygunluğu kaşe ve imza tatbik edilmek suretiyle onaylanmış fotokopileri eklenecektir.

Faturalarda yer alacak ceza, faiz vb. unsurlar da mahsuba konu olabilecektir.

Mahsup için fatura örneği zorunlu olup, bunun yerine fatura yerine satıcı kuruluşlarca onaylanmış da olsa borç miktarını gösteren hiçbir belge kabul edilmeyecektir.

Mahsup dilekçelerinde satıcı kuruluşun banka hesap numarası mutlaka belirtilecektir.

Bu tebliğ ile yürürlükten kaldırılan 101 Seri No.lu KDV Tebliğinde; Elektrik ve Doğalgaz borçlarına mahsup taleplerinde, mahsup dilekçesi ve eklerinin en geç fatura son ödeme(vade) tarihinden 10 gün önce vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesi gerektiği, dilekçe, fatura örneği ve diğer eklerin bu tarihten sonra verilmesi halinde mahsup talebinin yerine getirilmeyeceği hüküm altına alınmasına rağmen,

119 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde hiçbir süre belirlemesi yapılmamıştır.

Bu durum KEÖS sisteminden dolayı ve düzeltme yapma süresi bakımından ileride sıkıntılara yol açabileceği düşünülmektedir.

Keza mükellefler vadeden 1 gün önce bile Doğalgaz veya elektrik borçlarına mahsup isteyebilmekte ise de bunun gerçekleşme ihtimali olamamaktadır.

Günün şartlarına göre; elektrik ve doğalgaz borçlarına mahsup işlemi yapılırken, ilgili idarelerin özelleştirme sonucunda özel sektöre geçebileceğinin dolayısıyla %51 kamu hissesinin kaybedilebileceğini, böylelikle mahsup şartlarının ihlal edilebileceği hususunun izlenmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

 

 

 

F-6- İ.O.T. Malların İhraç Amaçlı Teslimlerinde Mahsuben İade

İndirimli orana tabi malların oldukları gibi İHRAÇ EDİLMELERİ ŞARTIYLA mükellefler tarafından;

- Dış Ticaret Sermaye Şirketlerine,

- Sektörel Dış Ticaret Şirketlerine,

- Yarıdan Fazla Hissesine Sahip Oldukları Şirketlere,

- Kendi Hisselerinin Yarısından Fazlasına Sahip Olan Şirketlere

   Tesliminden doğan YILI İÇİNDE mahsup talepleri, miktara bakılmaksızın inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilecektir.

KDV Kanunu’nun 11/1-c kapsamındaki İHRAÇ KAYITLI TESLİMLER bu uygulamanın dışındadır,

Bu uygulama KDV UYGULANARAK münhasıran yukarıda belirtilen mükelleflere yapılan indirimli orana tabi teslimlerden doğan YILI İÇİNDE’ki mahsup taleplerine ilişkindir,

ÖNEMLİ : 119 No.lu Tebliğin (4.3.d) bölümünde “İade uygulaması bu Tebliğin (4) numaralı bölümündeki (Yılı İçinde Mahsup Talepleri) açıklamalar çerçevesinde yürütülecektir.” denildiğinden, teminatsız mahsup uygulamasının sadece yılı içinde mahsup işlemlerinde uygulanacağı, yıllık mahsup/nakit iade taleplerinde uygulanamayacağı sonucuna varılmaktadır.

Bu kapsamda satılan malların, nihai ürün şeklinde oldukları gibi ihraç edilmesi gereklidir. Başka bir malın imalinde kullanılması halinde bu kapsamda değerlendirilmez.

Mükellefin bu kapsamdaki satışlarının yanında, yurt içi teslimlerinin de olması halinde, yurt içi teslimlere isabet eden iade tutarları için teminat aranılacaktır,

Bu kapsamda mahsuben iade yapılabilecek tutar şu şekilde hesaplanacaktır:

Yılın başından sınırın aşıldığı döneme kadar (bu dönem dahil) yapılan ve incelemesiz/teminatsız iade kapsamına giren teslim bedelleri toplamı, aynı dönemdeki indirimli orana tabi bütün işlem bedelleri toplamına oranlanacak, bu oran sınırı aşan iade tutarına uygulanarak incelemesiz/teminatsız mahsup edilebilecek tutar hesaplanacaktır.

Alt sınırın aşıldığı dönemden sonra ise sadece o dönemdeki işlemler için aynı oranlama yapılarak incelemesiz/teminatsız mahsup tutarına ulaşılacaktır.

Bu kapsamda yapılacak mahsup talep dilekçelerine yukarıda belirtilen belgelerin yanı sıra, ihracatı gerçekleştiren mükelleften 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (4) numaralı bölümünde belirlenen şekil şartlarını taşıyan, İHRACATIN GERÇEKLEŞTİĞİNE dair alınacak yazının da eklenmesi gerektiği, 119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin  (4.3.d) bölümünde hüküm altına alınmıştır.

Bu kapsamda satış yapan mükelleflerin, ihracatı yapan mükelleften alarak, mahsup dilekçesine ekleyecekleri belgenin  99 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin (4.) bölümünde belirtilen belge olduğu yönünde bu Tebliğde belirleme yapılmış olup, aranan şekil şartları atıf yapılan tebliğin bu bölümünde şöyledir:

     “ İmalatçılar ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan onaylı bir yazı alacaklardır.

Bu yazıda;

-İhracata ilişkin gümrük beyannamesinin tarihi ve sayısının,

- Belgeyi talep eden imalatçının; adı, soyadı veya unvanı, bağlı olduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası, ihraç kayıtlı teslim edilen mala ilişkin fatura veya benzeri belgenin tarihi, numarası, mal veya hizmetin cinsi, miktarı, bedeli, katma değer vergisi oranı ve hesaplanan katma değer vergisi tutarının,   gösterilmesi gerekmektedir. “  denilmektedir.

* Yukarıda yer alan düzenleme her ne kadar 11/1-c kapsamındaki satışlarla ilgili ise de, ihracatın gerçekleştiğine dair belgede yer alacak şekil şartlarının tespitine yönelik olarak, bu bölüme atıfta bulunulmuştur.

Bu bölüme göre iade alacağı incelemesiz / teminatsız mahsup kapsamında olmasına rağmen (ihraç amaçlı teslimler nedeniyle) satılan malların henüz ihraç edilmemesi veya ihraç edildiğine dair ihracatçıdan belge alınamaması durumunda, bu eksiklikler tamamlanıncaya kadar teminat verilmesi halinde mahsup talebi geçerlilik kazanacaktır.

Buradaki işlem, KDV Kanunu 11/1-c maddesi kapsamında olmadığından, söz konusu maddede yer alan 3 aylık ihracat süresi geçerli değildir. Satılan malın ihraç edilmesi daha fazla süre alsa da bu bölüme göre işlem yapılmasına engel durum bulunmamaktadır.

Mahsup dilekçesine; yılın başından cari döneme kadar aylar itibariyle ve kümülatif sütunlara da yer verilmek suretiyle,

İncelemesiz/teminatsız mahsup kapsamına giren teslim bedelleri,

Bunlar dışındaki indirimli orana tabi diğer işlem bedelleri (birden fazla işlem varsa toplamları alınarak tek tutar olarak ifade edilecektir) ve

Her ikisinin toplamını gösteren bir tablo eklenecektir.

F-7-Mahsup İşlemi-1

Yılı içinde mahsup işlemleri şu şekilde yapılacaktır:

1)-Ayrım yapılmaksızın indirimli orana tabi BÜTÜN işlemlere ait iade tutarı önceki bölümlerdeki açıklamalara göre belirlenir,

2)-Tutarın 4.000 TL’yi aşmaması halinde mahsup talepleri, diğer belgelerin tamamlanması şartıyla incelemesiz/teminatsız yerine getirilir,

3)-İade tutarının 4.000 TL’yi aşması ve teminat gösterilmemesi halinde,

 

- 119 Seri No.lu Tebliğin (4.3) bölümü gereği (ihraç amaçlı teslimler) den kaynaklanan mahsuben iade talebi, inceleme raporu ve teminat aranmaksızın İHRACATIN GERÇEKLEŞTİĞİNE dair belge ve diğer zorunlu belgelerin tamamlandığı tarih itibariyle,

-Diğer kısma ilişkin mahsup talepleri ise; mahsuben iadenin VİR ile sonuçlandırılması halinde DİLEKÇE TARİHİ İTİBARİYLE, YMM raporu ile talep edilmesi halinde ise YMM raporunun İBRAZ edildiği tarih itibariyle

Geçerlilik kazanacaktır.

Önceki uygulamada, 99 Seri No.lu KDV Genel tebliğinde mahsup talebinin VİR sonucuna göre yapılmak istenmesi durumunda, mahsup talebinin söz konusu VİR’nun VERGİ DAİRESİNE İNTİKAL ETTİĞİ TARİH itibariyle geçerlilik kazanacağı, belirtilmişken,

119 No.lu Tebliğ ile, bu şekilde mahsup talebinin artık DİLEKÇE TARİHİ itibariyle geçerlilik kazanacağı hüküm altına alınarak, mükellef lehine bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.

 

F-8-Yılı İçinde İade Taleplerinin Beyannamede Gösterilmesi

Yılı içinde mahsuben iade taleplerinde “İstisnalar ve Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığındaki “Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” tablosundan “406” kodlu satırın, “Teslim ve Hizmet Bedeli” sütunu ile “İadeye Konu Olan KDV’’ sütununa 119 No.lu Tebliğin (2.1) bölümüne göre tespit edilen iade tutarı yazılarak, KDV beyannamesinde gösterilecektir.

F-9-Süresinden Sonra İade Talebinde Bulunulması

Aylık mahsuben iade talebinin işlemin gerçekleştiği ay beyanında istenilmesi ihtiyaridir,

Ancak, işlemin gerçekleştiği dönem beyannamesinde talep edilmeyen bu alacakları cari yılın sonraki dönemlerinde verecekleri KDV beyannamelerinde göstererek iadeye konu edebileceklerdir.

Bu şekilde talep olması halinde hesaplamaların  ve devreden KDV kontrolünün de buna göre Ocak ayından itibaren indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği her bir dönem itibariyle ayrı ayrı yapılması önem arz etmektedir.

Tebliğin bu bölümünde yer alan “Süresinden Sonra İade Talebinde Bulunulması” deyiminden yıllık iadenin anlaşılması gerektiği, yukarıda belirtildiği üzere aylık beyannamede gösterilmeyen  iadenin yılı içinde sonraki dönem beyannamelerinde talep edilebileceği gibi ait olduğu ay beyanının yılı içinde düzeltilerek talep edilmesi de mümkün bulunmaktadır. Tebliğ sonrası verilen görüşler bu yöndedir.

Buna göre;

Örneğin; 2012/7 dönemi kanuni sürede verilen beyannamede gösterilmeyen iade alacağı cari yıl içinde kanuni sürede verilecek sonraki dönemlere ait 2012/9 dönemi KDV beyannamesinde gösterilerek talep edilebilecektir.

2012/7 kanuni sürede verilen beyannamede gösterilmeyen iade alacağı bu dönem için yılı içinde sonradan düzeltme beyanı verilerek de aylık mahsuben iade talep edilebileceği düşünülmektedir.

G-YILI İÇİNDE AYLIK MAHSUP EDİLEMEYEN VERGİLERİN YILLIK TALEBİ


G-1- Beyannamede Gösterilmesi

Mükelleflerin yıl içinde hesapladıkları bu vergileri yine yılı içerisinde mahsuben iade talep edilmek üzere beyannamelerinde tamamen veya kısmen iade göstermeleri ya da yılı içinde hiç göstermeyip, takip eden yıl içinde usulüne göre yıllık talep etmeleri tamamıyla ihtiyaridir.

KDV Beyannamesinin formatı gereği, indirimli orana tabi işlemler nedeniyle yüklenilip, yılı içinde mahsuben iade yapılmak üzere BEYANNAMEDE GÖSTERİLEN KDV tutarları, sonraki döneme devreden KDV tutarlarından çıkarılmaktadır.

Yılı içinde yapılan hesaplamalar sonucunda bulunan yüklenilen farkından, Aralık sonu itibariyle, iade için belirlenen alt sınır ve yılı içinde mahsuben giderilen kısım çıkarıldıktan sonra kalan tutar takip eden yılda usulüne göre iade talep edilebilecektir.

Ancak, yılı içinde mahsuben iade talep edilmek üzere aylık KDV beyanlarında iade olarak gösterilip yılı içinde mahsuben giderilemeyen KDV tutarlarının izleyen yılda usulüne göre yeniden nakden/mahsuben iade talep edilmesi durumunda,  (izleyen yılın Ocak – Kasım beyannamelerinde gösterilerek) yılı içinde mahsuben giderilemeyen KDV tutarı kadar sonraki döneme devreden KDV tutarından mükerrer indirime sebebiyet verilerek mükellef aleyhine bir durum oluşmaktadır.

Örneğin; (Diğer usul ve esaslar ihmal edilerek) 2011/5 dönem beyannamesinde 150.000 TL indirimli orandan dolayı iade gösterilen tutarın 100.000 TL kısmı yılı içinde mahsuben giderilebilmiştir. Bu durumda iade istenilen 150.000 TL beyannamenin formatı gereği sonraki döneme devreden KDV tutarından çıkarılmıştır. Yılı içinde mahsuben alınamayan 50.000 TL yıllık olarak 2012/1 dönem beyannamesinde talep edildiğinde yine beyanname formatı gereği aynı tutar tekrar devreden KDV tutarından çıkarılacaktır. Bu da mükellef aleyhine durum oluşturmaktadır.

Bunu önlemek amacıyla;

Yılı içinde beyannamelerde gösterilen ancak mahsuben giderilemeyen KDV tutarları,

En erken izleyen vergilendirme döneminde, en geç izleyen yılın Ocak dönemine ait beyannamede “İndirimler” kulakçığı altında 119 Seri No.lu KDV Tebliği ile bu amaç için ihdas edilen 106 No.lu “İ.O.T.İ’le İlgili Mahsuben İadesi Gerçekleşmeyen KDV” satırına yazılmak suretiyle yeniden devreden KDV tutarların dahil edilmesi imkanı sağlanmış,

Böylelikle, kalan iadenin yıllık talep edilmesi durumunda mükellef aleyhine mükerrer devreden KDV’den indirilmesinin önüne geçilmiştir.

Bu şekilde iadesi gerçekleşmeyen tutarların devreden KDV hesabına dahil edilmesi, söz konusu tutarlar itibariyle iade talebinden vazgeçildiğini gösterdiği belirtilmektedir.

119 No.lu Tebliğ öncesinde yılı içerisinde beyannamede gösterilen ancak, mahsuben giderilemeyen bu KDV tutarlarının, izleyen yılda yıllık olarak iadesi talep edilen döneme ait KDV beyannamesinde 103 No.lu (Satış İadeleri veya Gerçekleşmen İşlemler Nedeniyle Düzeltilecek KDV” satırına yazılarak indirilecek KDV toplamına dahil edileceği yönünde GİB genel yazıları olduğundan bu yönde işlem yapılmaktaydı.

Uygulama birliği sağlaması ve mükerrer iadenin önüne geçilebilmesi amacıyla yerinde bir belirleme olmuştur.

Yılı içinde mahsuben giderilemeyen veya aylık iadeye hiç konu edilmeyen iade alacakları, izleyen yılın Ocak – Kasım dönemlerinden birinde 439 kod numaralı satır seçilerek (yıllık olarak) verilecek beyannamelerde iade talep edilebilecektir.

99 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde 450 kod numaralı satır seçilmekteydi.

Yılı içinde beyannamelerde gösterilen aylık iade alacağının en son hangi tarihe kadar dilekçe verilerek mahsup talep edilebileceği yönünde bir belirleme yapılmamıştır.

“Yılı içinde mahsuben giderilemeyen iade alacağı” neyi ifade ediyor?

Örneğin 2011/Aralık beyanında gösterilen 100.000 TL iade alacağı için 2012/Şubat dönemi Stopaj borcuna mahsup istenebilir mi?

Bu yönde, genel uygulama  en son (Aralık) ayı beyanları ile tahakkuk eden borçlara, takip eden yılın ilk ayı (Ocak) sonuna kadar mahsup istenebileceği, buna rağmen aylık  alacak kalması halinde bunun “yılı içinde mahsuben giderilemeyen iade alacağı olduğu” anlaşılıyor ve artık bu tutarın yıllığa dönüştürülerek iadeye konu edilebileceği yönünde görüşler bulunmaktadır.

SONUÇ OLARAK; AYLIK İADE ALACAKLARININ İZLEYEN YILIN OCAK AYI SONUNA KADAR MAHSUP İSTENEBİLECEĞİ, BUNA RAĞMEN ALACAK KALIYOR İSE YILLIK İSTENMESİ GEREKTİĞİ ANLAŞILMAKTADIR.

Örnek : Müteahhitlik faaliyetinde bulunan (M) firması, 2011 yılının Haziran ve Ağustos vergilendirme dönemlerinde 150 m² nin altında konut teslimlerinde bulunmuştur. İndirimli orana tabi söz konusu teslimleri nedeniyle yüklendiği ancak indirim yoluyla telafi edemediği tutarı, bu Tebliğin ilgili bölümlerindeki açıklamalara göre hesaplamış ve 2011 yılı için belirlenen alt sınır olan 14.300 TL'yi düştükten sonra kalan 190.000 TL'lik tutarın mahsuben iadesini Ağustos/2011 vergilendirme döneminde talep etmiştir. Bu tutarın 152.000 TL lik kısmı, Eylül 2011 döneminde vergi borçlarına mahsuben iade edilmiştir.

Dolayısıyla mükellefin yılı içinde mahsuben iadesini talep ettiği 190.000 TL, iadenin talep edildiği Ağustos/2011 vergilendirme döneminde devreden vergi tutarından çıkarılmıştır. Bu durumda mahsuben iadesi talep edilip devreden vergi tutarından çıkarılmakla beraber mahsuben iadesi gerçekleşmeyen 38.000 TL'lik tutar, en erken Eylül/2011 dönemine, en geç 2012 yılının Ocak vergilendirme dönemine ait beyannamenin "İndirimler" kulakçığı altındaki 106 No.lu "İndirimli Orana Tabi İşlemlerle İlgili Mahsuben İadesi Gerçekleşmeyen KDV" satırına yazılmak suretiyle izleyen vergilendirme dönemlerine ilişkin iade hesaplarında dikkate alınmak üzere yeniden devreden KDV tutarlarına dahil edilecektir.

G-2-Yıllık İade Tutarının Talep Edileceği Dönem

Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısım, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben, en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek KDV beyannamesiyle, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile talep edilebilecektir.

Yıllık olarak talep edilen KDV iade alacağının mahsuben talep edilmesi halinde de, tebliğin bu bölümünde yer alan usul ve esaslara göre yerine getirileceği yönünde önemli bir belirleme yapılmıştır.

G-3-Yıllık İade Tutarının Süresinden Sonra Talep Edilmesi Ya da Artırılması

Yılı içinde mahsuben giderilemeyen iade alacağının izleyen yılın Ocak-Kasım dönemlerine ait  verilecek KDV beyannamelerinde talep edilmemesi halinde daha sonra düzeltme beyanı vererek iade talep etmeleri mümkün bulunmamaktadır.

(Yürürlükten kaldırılan 85 No.lu KDV Genel Tebliğinde de aynı belirlemeler bulunmaktaydı.)

119 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine Göre:

İzleyen yılın Ocak – Kasım dönemlerinde usulüne göre iade talebinde bulunan mükelleflerin, yine AYNI yıl içerisinde düzeltme beyanı vererek iade tutarını artırmak istemeleri halinde, artırılan kısmın iadesi münhasıran VİR’na göre yerine getirilebilecektir.

Örnek; 2011 yılına ait 300.000 TL tutarındaki yıllık iade alacağını 2012/6 dönem beyannamesinde göstererek iade talep eden mükellefin, 31.12.2012 tarihine kadar düzeltme beyannamesi vererek bu tutarı 400.000 TL’ye çıkarması mümkün olup, bu durumda artan 100.000 TL kısmın iadesi sadece VİR’na göre yerine getirilebilecektir.

Ancak aynı mükellefin 2011 yılına ait yıllık hesapladığı bu 300.000 TL yıllık iade alacağını, izleyen yıla ait kanuni sürelerde verdiği 2012/1-11 dönemleri beyanlarında göstermediğini 30.12.2012 tarihinde yaptığı kontroller sonucunda fark etmesi halinde, 2012/1-11 dönem beyannamelerine düzeltme vererek iade talep etmesi mümkün bulunmamaktadır.

İzleyen yılın Ocak – Kasım dönemlerinde usulüne göre iade talebinde bulunan mükelleflerin, SONRAKİ yıllarda bu dönemlere ilişkin düzeltme beyannamesi vererek iade tutarını artırmaları mümkün bulunmamaktadır.

Örnek: Önceki örneğimizde 2011 yılına ait 300.000 TL iade alacağı 2012/6 dönemine ait KDV beyannamesinde gösterilerek iadeye konu ediliyor. Mükellef (sonraki yılda) 15.01.2013 tarihinde iade tutarını 100.000 TL eksik hesapladığını fark edip, 2012/6 dönem beyannamesini aynı günde düzelterek iade tutarını 400.000 TL’ye çıkarıyor. Bu durumda artırılan 100.000 TL’nin iadesinin yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Daha önceki tebliğlerde; usulüne göre beyan edilen iade alacağının, düzeltme beyannameleri ile artırılıp artırılamayacağı ile ilgili bir belirleme olmadığından, İdare olarak; aylık talep edilen iade tutarlarının artırılabileceği, Yıllık talep edilen iade tutarlarının ise (hak düşürücü süre olduğundan)  artırılan kısmın iadesinin inceleme sonucuna göre yapılmasının gerektiği yönünde oluşan teamüllere göre hareket edilmekteydi.

G-4-Yıllık İadenin Hesaplanması

İndirimli orana tabi işlemlere ilişkin olup indirim yoluyla telafi edilemeyen yüklenilen vergi tutarları, yılı içinde mahsup edilen vergiler dikkate alınmadan işlemlerin yapıldığı yılın tamamı için,  yıllık olarak (Ocak ayından başlanılarak) ve Aralık dönemi sonu itibariyle hesaplanacaktır.

Yıl içinde indirimli orana tabi işlemin hangi ayda başlayıp sona erdiğinin önemi bulunmamakta olup her halükarda  Ocak ayından başlanılıp Aralık sonuna kadar hesaplama ve devreden KDV kontrol edilecektir. (Özellikle eksi bakiyeler açısından önem arz ediyor.)

Aralık sonu itibariyle bulunacak tutardan, yılı içinde mahsup edilen tutarlar düşüldükten sonra, İŞLEMİN GERÇEKLEŞTİĞİ yıl için belirlenen alt sınırı (2012 için 15.800 TL’yi) aşan kısmı “İade Edilebilir KDV” olarak hesaplanacaktır.

Hesaplanan bu tutar, İzleyen yılın Ocak ayından yıllık olarak iadenin talep edildiği vergilendirme dönemine kadar, aradaki dönemlere ait devreden KDV ile karşılaştırılacaktır. Bu dönemlerin birinde, devreden KDV tutarı iade tutarından az ise, az olan dikkate alınarak bir sonraki aya geçilecektir. Bu dönemlerin birinde ödenecek KDV çıkması halinde iade işlemi yapılamaz.

Bu şekilde hesaplanacak iade alacağının 4.000 TL’yi aşmaması halinde nakden/mahsuben iade talebi, dilekçeye istinaden diğer evrakların tamamlanması halinde (teminat, YMM raporu ve VİR’u aranılmadan) geçerlilik kazanacaktır.

119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin “5.Yılı İçinde Mahsup Edilemeyen Vergilerin İadesi” başlıklı bölümünün altıncı paragrafı 120 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin (3.4.) bölümü ile değiştirilmiştir.

Bu değişikliğe göre; İade talebinin 4.000 TL ve üstünde olması halinde 4.000 TL’yi aşan kısmın nakden/mahsuben iadesi; vergi inceleme sonucuna göre, YMM Raporu veya teminat karşılığında yerine getirileceği, iade için aranan diğer belgelerin tamamlanmış olması koşuluyla, iadenin vergi inceleme sonucuna göre sonuçlandırılacağı durumlarda, mahsuben iade talep edilmiş ise raporun olumlu gelmesi kaydıyla(rapor kısmen olumlu gelmiş ise olumlu gelen kısım itibarıyla) iade talep dilekçesinin verildiği, nakden iade talep edilmiş ise VİR’unun vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihte, nakden/mahsuben iadenin YMM Raporu ile talep edilmesi halinde, belgelerin tamamlanıp YMM Raporunun ibraz edildiği tarihte, geçerlilik kazanacaktır.

119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin (4) yılı içinde mahsup bölümünde, mahsuben iade talebinin vergi inceleme sonucuna göre sonuçlandırılması durumunda iade talep dilekçesinin verildiği tarih itibariyle geçerlilik kazanacağı hüküm altına alınmış iken, Tebliğin yıllık iadenin düzenlendiği bu bölümünde ise, yıllık iade alacaklarının vergi inceleme sonucuna göre mahsuben iade talep edilmesi durumunda “raporun olumlu gelmesi kaydıyla (rapor kısmen olumlu gelmiş ise olumlu gelen kısım itibariyle) dilekçe talep tarihi itibariyle geçerlilik kazanacağı belirlenmiştir.

Nakden/mahsuben iadenin teminat karşılığı talep edilmesi halinde bu talep, teminatın gösterilip belgelerin tamamlandığı tarihte geçerlilik kazanır.

Örnek : Mükellef (A) ya, 2010 takvim yılında iade alacağının 13.300 TL'yi aşan kısmı olan 10.000 TL mahsuben iade edilmiştir.

Mükellef 2010 yılının tamamı için iade tutarını 13.300 TL'lik alt sınırı ve yılı içinde mahsuben iade edilen kısmı dikkate almadan, bu Tebliğin (2.2.)  bölümüne göre 26.700 TL olarak hesaplamıştır. Bu mükellefe 2011 yılında nakden veya mahsuben iade edilebilecek azami tutar [26.700- (10.000+13.300 )]= 3.400 TL'dir.

Bu mükellef iade alacağını Mayıs 2011 dönemi beyannamesinde yaptığı beyan ile talep etmektedir.

Mükellefin 2011 yılının Ocak-Mayıs arasındaki dönemlere ait beyannamelerindeki devreden vergi tutarları aşağıdaki gibidir.

Ocak  2011      1 4.300

Şubat 2011       14.200

Mart   2011       13.600

Nisan  2011        2.900

Mayıs  2011        4.800

Bu mükellefe yapılacak iade tutarı, devreden verginin en düşük olduğu Nisan 2011 dönemindeki 2.900 TL ile sınırlıdır.

G-5-Aylık Mahsup Amacıyla Düzenlenen YMM Raporunun Yıllık İadede Kullanılamayacağı

Yılı içinde mahsuben iadeye yönelik olarak düzenlenen YMM Raporunun izleyen yıl talep edilecek nakden/mahsuben iade için geçerliliği bulunmamaktadır.

Yılı içinde YMM Raporu ile talep edilip de, mahsuben giderilemeyen tutarın, izleyen yılda usulüne göre  yıllık olarak iade/mahsup taleplerine dayanak olarak ayrıca YILLIK olarak düzenlenmiş YMM Raporun ibrazı zorunluluğu getirilmiştir.

Bu düzenleme önceki tebliğlerde bulanmamaktaydı.

84 Seri No.lu Tebliğin (I/1.4.) bölümünde sayılan kurum ve kuruluşların bu kapsamdaki nakden/mahsuben iade talepleri, bu bölümde sayılan belgelerin  ibrazı üzerine miktara bakılmaksızın inceleme raporu, YMM Raporu veya teminat aranmadan yerine getirilecektir.

Bu konu hakkında önceki tebliğlerde bir düzenleme bulunmuyordu.  48 No.lu KDV Sirkülerinde belirleme bulunmaktaydı. Ancak 60 No.lu Sirkü, önceki sirküleri yürürlükten kaldırdığından ve çıkarılan bu yeni sirküde bu yönde belirleme bulunmadığından, tartışmalı olan bu husus açıklığa kavuşmuştur.

G-7-İade Taleplerinde Aranılan Belgeler

Yıllık iade talebi dilekçe ile yapılacak olup, şu belgeler eklenecektir;

1) İndirimli orana tabi işlemlerin yapıldığı yılda söz konusu işlemlere ait alış ve satış faturaları ve benzeri belgelerin listesi,

2) Yıllık iade tutarının hesaplanmasına ilişkin tablo,

3) Yılı içinde mahsup edilen tutarları aylık olarak gösteren tablo (120 No.lu Tebliğ ile eklenen ibare “bu tabloda yılı içinde mahsubu gerçekleşen tutarlarının toplamı da tek satırda gösterilecektir.”)

4) İadenin talep edildiği izleyen yılın Ocak ayından iadenin talep edildiği aya kadar devreden KDV tutarlarını gösteren tablo,

Tebliğin bu bölümünde görüldüğü gibi istenilecek belgeler arasında İndirilecek KDV listesi ve Yüklenilen KDV Listesi ve Tablosu bulunmamaktadır.

Bu belgeler aylık iade talepleri sırasında istenen belgelerden olduğundan, daha önceden verildiği zannedilerek yıllık iadelerin düzenlendiği bu bölümde istenilen belgeler arasında yer almıyor.

Oysa indirimli orandan aylık  talep etmeden, sadece yıllık talep eden mükellefler bulunmakta olup, bu husus bu tebliğde göz ardı edilmiştir. 99 No.lu Tebliğde de aynı tereddüt bulunmaktaydı.

Bu tür mükellefler burada istenilen belgelerin yeterli olduğunu düşünmektedirler.

Bu sorunu gidermek amacıyla bu bölümün sonuna ”yılı içinde mahsuben iade talep edilmeyen ancak indirimli orana tabi işlem yapılan dönemlere ait indirilecek KDV Listesi ile Yüklenilen KDV Tablosu ve Listesinin de ibrazı zorunludur” ibaresi eklenebilir.

 

H-DİĞER HUSUSLAR


H-1-İndirimli Orana Tabi İşlemlerin Yanında Diğer İade Doğuran İşlemlerin Birlikte Yapılması

Elektrik ve Doğalgaz borçlarına mahsup işlemi, münhasıran indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade alacaklarından yapılabilmekte olup, diğer iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanan iade alacakları bu borçlara mahsup yapılamamaktadır.

Bu hususta hata yapılmaması amacıyla, aynı dilekçede indirimli orana tabi işlemden kaynaklanan alacak tutarları ile diğer iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle ortaya çıkan alacakların ayrıştırılarak, hangi borca hangi alacağın mahsup talep edildiği yönünde net durumu gösteren tabloya yer verilmesi gerektiği bu tebliğde açıklanmıştır.

Mükellefin aynı dönem beyanında hem indirimli orandan hem de tam istisna kapsamında iade alacağı beyan etmesi ve toplam iade tutarının devreden KDV tutarını aşması halinde; yapılacak iadenin hangi istisna türüne ait olacağı konusunda tereddüte düşülmemesi için bu Tebliğde düzenleme yapılmıştır. Böyle bir durumda;

İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade tutarı, işlemlerin toplam iade miktarı içindeki payı dikkate alınarak hesaplanacaktır.

Teminat tutarı ve nakden/mahsuben iade tutarının tespiti açısından durum önem arz etmektedir.

(Konu hakkında önceki tebliğlerde düzenleme bulunmayıp, 41 Seri No.lu KDV Sirkülerinde düzenleme mevcut iken 60 Seri No.lu Sirküler ile önceki sirküler yürürlükten kaldırıldığından bu hususta tereddüt oluşmaktaydı. Bu tebliğ ile bu boşluk dolduruldu.)

Bu uygulamayı ve önemini aşağıdaki örnekle izah edelim:

Örnek: Mükellef Eylül/2011 döneminde indirimli orandan 80.000 TL, mal ihracından 120.000 TL iade talebi vardır. Toplam 200.000 TL  İade talebine karşılık, devreden KDV tutarı 100.000 TL olup, toplam iade alacağından azdır. İadesi yapılabilecek 100.000 TL’nin mükellef tarafından 120.000 TL iade alacağı bulunan Mal ihracından karşılanmak istemesi (teminatsız mahsup hakkı olduğundan veya teminatlı nakden iade hakkı olduğundan) halinde bu durum kabul edilmeyecek olup, yapılan orantılama sonucunda her iki istisna türünden orantılama ile iade talep edilebilecek tutarlar tespit edilecektir.

 

İndirimli oran alacağının payı  % 40    (80.000/200.000)x100=40

Mal ihracı alacağının payı       % 60    (120.000/200.000)x100=60

İndirimli Orandan İade Tutarı = (100.000x40)/100=40.000 TL

Mal İhracından İade Tutarı    = (100.000x60)/100=60.000 TL

Mükellefin 2011/Eylül KDV beyannamesinde İndirimli Orandan dolayı 40.000 TL, Mal ihracından dolayı 60.000 TL iade talebi yerine getirilebilecek olup, sonraki döneme devreden KDV tutarı “0” olacaktır.

H-2-Fason Tekstil ve Konfeksiyon İşlerinde İade Uygulaması

119 Seri No.lu Tebliğin (6.3.) bölümü gereği, Yılı içinde “Fason Tekstil ve Konfeksiyon İşlerinden” dolayı indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan,

- 2.000 TL’yi aşmayan mahsup talepleri VİR’u, YMM Raporu veya teminat aranılmadan,

- 2.000 TL’yi aşan talepler ise teminat ve/veya VİR’u sonucuna göre yerine getirilebilecektir.

(Bu tebliğ ile yürürlükten kaldırılan 105 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde, bu konuda miktar belirlemesi olmaksızın iadenin münhasıran VİR’u veya teminat ile yapılabileceği hükmü bulunmaktaydı.)

Vergi inceleme raporu sonucuna göre yapılacak KDV İade işlemlerinde;

Mahsup talepleri diğer belgelerin tamamlanması şartıyla dilekçe tarihi itibariyle,

Yıllık nakden iade talepleri ise VİR’nun vergi dairesini intikal ettiği tarih itibariyle,  geçerlilik kazanacaktır.

Bu kapsamda işlemleri bulunan mükelleflerin izleyen yıl içinde NAKDEN iade talebinde bulunmaları halinde, nakden iade talepleri münhasıran teminat ve/veya V.İ.R’u sonucuna göre yerine getirilebilecektir.

(Yılı içinde mahsuben giderilemeyen kısımların izleyen yılda MAHSUBEN talep edilmesi halinde hangi limitin geçerli olduğu ve hangi esaslara tabi olduğu hususunda belirleme yapılmamıştır.)

H-3-Özel Hesap Dönemi Tayin Edilen Mükelleflerin İade Talebi

Bu mükelleflerin indirimli orana tabi işlemleri de diğer mükelleflerin olduğu gibi Takvim Yılı esasına göre yerine getirilecektir.

H-4-Önceki Yıllara Ait İade Edilmeyen Alt Sınır Tutarları

İade hesabında sadece işlemin gerçekleştiği döneme ait alt sınır dikkate alınacaktır.

Geçmiş yıllar için belirlenen alt sınırlar, doğrudan cari yıl hesabına dahil edilmeyecek, devreden KDV hesabında muhafaza edilecektir.

Devreden KDV tutarının, mükellefin cari yıl ve önceki yıllar alt sınır toplamlarından az olamayacağı sonucu çıkmaktadır.

 

 

H-5-İade İşlemi Sonuçlandıktan Sonra İ.O.T. İşlemlerin Matrahında Meydana Gelen Değişiklikler

İndirimli orana tabi teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminden sonra malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle işlem matrahının değişmesi durumunda bir düzeltme yapılması gerekmektedir.

Bu düzeltme defter kayıtları ve beyanname üzerinde yapılacaktır.

Mükellef hesapladığı vergiyi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu döneme ait beyannamede 103 No’lu “Satıştan İade Edilen, İşlemi Gerçekleşmeyen Veya İşleminden Vazgeçilen Mal ve Hizmetler Nedeniyle İndirilmesi Gereken KDV” indirim hesaplarına alarak düzeltilecektir.

İndirimli orana ait KDV iade işleminin yıllık talep edilmesi veya aylık talep etmekle birlikte satış iadeleri sonrasında talep edilmesi halinde yüklenilen KDV hesabı net satışlar üzerinden yapılarak, haksız KDV iadesine sebebiyet verilmeden talep edilebilecektir.

İndirimli orana tabi teslim sonrasında KDV iade işlemi sonuçlandırıldıktan sonra mal iadeleri gerçekleşirse şöyle hareket edilecektir.

a)-Geri gelen veya işleminden vazgeçilen kısma ait iadesi alınan KDV tutarı, mükellefin vergi dairesine müracaat ederek iade etmesi halinde bu tutar, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası uygulanmadan mükelleften geri alınacaktır.

b)-Mükellef işleminden vazgeçilen veya mal iadeleri nedeniyle KDV Kanunu’nun 35.maddesine göre düzeltme işlemini vukuu bulduğu dönemde (malın geri geldiği dönem beyannamesinde) düzeltmez ve fazla aldığı iade tutarını vergi dairesine süresinde ödemez ise, işlemin vuku bulduğu (malın fiilen geri geldiği)dönemden, bunun düzeltildiği ya da tespit edildiği döneme kadar uygulanacak gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası ile mükelleften geri alınacaktır.

c)-İade edilen malların, iadenin gerçekleştiği vergilendirme döneminde yeniden satışa konu edilmesi halinde,

- Satış daha düşük fiyattan gerçekleşmişse(iade tutarı artacağından) mahsup işlemi yapılarak aradaki fark, iadeye konu edilebilecektir.

-Satış daha yüksek fiyattan gerçekleşmişse (iade tutarı azalacağından) mahsup işlemi yapılarak aradaki fark mükelleften tahsil edilecektir.

d)-İade edilen malların daha sonraki bir vergilendirme döneminde satışa konu edilmesi halinde daha önce iade edilen tutar (a) veya (b) bölümündeki açıklamalara göre mükelleften tahsil edilecektir. Mükellef yeni işlem nedeniyle genel esaslara göre iade talebinde bulunacaktır.

e)- Malların indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yıl içerisinde iade edilmesi durumunda, mükellefe iade edilen tutar, işlemin gerçekleştiği yıl içerisinde mahsuben iade alınıp alınmadığı hususu da göz önünde bulundurularak;

-İzleyen yıl içerisinde bu Tebliğin (5) numaralı bölümüne göre iade talebinde bulunulmuş ancak henüz iade gerçekleşmemişse iade talep edilen tutardan düşülmek suretiyle tahsil edilecek,

-İzleyen yıl içinde iade gerçekleşmiş ya da iade talebinde bulunulmamışsa (a) veya (b) bölümlerindeki açıklamalara göre hareket edilir.

f)- İade edilen malların bir daha satışa konu olmayacak şekilde zayi olması halinde daha önce iade edilen tutar, (a) veya (b) bölümüne göre mükelleften tahsil edilecektir.

 

Ayrıca zayi olan mallara ait KDV tutarlarının indirimi de mümkün olmadığından, indirim hesaplarından da çıkarılması gerekmektedir.

Bu işlemlerin mükellefin beyanına bağlandığı, geri gelen veya işlemi gerçekleşmeyen kısımlarla ilgili vergi dairesi tarafından tespitin nasıl yapılacağı hususunda belirleme yapılmadığı, ancak 2012/6 döneminden itibaren verilen KDV beyannamelerinin  103 No.lu satırında tutar beyan eden ve aylık mahsup talebinde bulunan mükellefler tespit edilip, burada yazılı KDV tutarlarının bu aya ait satışlarla ilgili olup olmadığı irdelenebilir. Bu durumun tespiti oldukça zor olup, bir an önce bu hususta belirleme yapılmalıdır. Yoksa yeni ihtilaflara zemin oluşmaktadır.

 

I -PRATİK BİLGİLER VE ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR

I-1-Yıllık Alt Limit ve YMM Raporu Limitleri


Örnek: 2011 yılı Ocak dönemine ait indirimli orana tabi işlem nedeniyle iade hesabında 2011 yılı için belirlenen alt limit tutarı olan 14.300 TL baz alınacaktır.

Yine bu alacağın aylık değil de, 2012/Ocak dönemine ait beyannamede gösterilerek nakden/mahsuben talep edilmesi durumunda da, işlemin gerçekleştiği yıl 2011 olduğundan bu yıla ait alt limit tutarı olan 14.300 TL dikkate alınacaktır.

** YMM ile usulüne uygun Tam Tasdik Sözleşmesi imzalanmış ise, YMM Raporu için üst limit sınırlaması bulunmamaktadır. 

I -2- ATİK’ler Nedeniyle Yüklenilen KDV’den Pay Veremeyecek Turizm Sektöründe Son Durum

KDV Kanunu’nun 29/2. maddesinde yer alan “…Bakanlar Kurulu, vergi nispeti indirilen mal ve hizmet grupları ile sektörler itibariyle, ATİK’ler dolayısıyla yüklenilen KDV’lerinin iade hakkını kaldırmaya…” yönelik yetkiye dayanılarak 19.08.2008 tarihli ve 26941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2008/13903 sayılı BKK ile, 2007/13033 sayılı Kararname eki (II) sayılı listenin B/25’inci sırası kapsamında geceleme hizmeti veren mükelleflerin bu hizmetlerinden kaynaklanan iade tutarının hesabına, bina, tesis, makine, araç, demirbaşlar gibi amortismana tabi taşınır ve taşınmazlar nedeniyle ödenen KDV’lerin dahil edilemeyeceği düzenlenmiştir.

29/2’inci maddede yer alan bu yetkinin iptali istemiyle açılan dava neticesinde, Anayasa Mahkemesi 14.02.2012 tarihli ve 28204 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17.11.2011 tarih ve Esas No:2010/11, Karar No:2011/153 sayılı kararı ile söz konusu hükmü iptal etmiştir.

Bu karar sonrasında, yasal dayanaktan yoksun kalan 2008/13903 sayılı BKK, 05.08.2012 tarihli ve 28375 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2012/3481 sayılı BKK ile 14.02.2012 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu konu ile ilgili çıkarılan 64 Seri No.lu KDV Sirkülerinde; 14.02.2012 tarihinden sonra gerçekleştirilen otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerindeki indirimli orana tabi geceleme ve konaklama hizmetleri nedeniyle yüklenilen vergilerin 119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği kapsamında ATİK’lerden pay verilebileceği düzenlenmiştir.

I-3 - Seyahat Acentelerinin Durumu

Seyahat acenteleri, bizzat geceleme hizmeti vermeyip bu hizmetlere aracılık ederler.

İndirimli oran uyguladıkları tutarlar, konaklama işletmesince müşteriye sunulan ve kendileri tarafından müşteriye aktarılan konaklama hizmet bedeli ile buna ilişkin aracılık hizmet bedeli olup,

Seyahat acentelerinin bu işlemlerle ilgili olarak KDV Kanunu’nun 29/2’inci maddesi kapsamında iade talebinde bulunmaları mümkün değildir.

119 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile yapılan bu belirleme, ileride ihtilafların doğmasına ve farklı uygulamalara sebebiyet vereceği düşünülüyor.

Maliye Bakanlığı 29/2’ye göre “iade usul ve esaslarını belirlemeye yetkili” iken, bir sektörün iade hakkını kısıtlamak ileride ihtilafa konu olacaktır.

Bu uygulamayı aynı mantıkla diğer tüm sektörlere yaymak mümkündür.

Örnek 1 : A inşaat firmasının ürettiği  150 m altındaki konutların tamamını B firması satın alıyor. Bu durumda A firmasının indirimli orandan dolayı inşaatın bünyesine giren vergileri usulüne uygun iade alması gerekiyor.

B firması bu konutları müşterilerine satıyor. Konutları alımında %1 kendi satışında da yine %1 KDV hesaplanıyor. Ancak indirimli orandan dolayı (işlemin bünyesine giren) yüklendiği vergi olmadığı için genel olarak iade talebinde bulunmuyor.

Örnek 2: İçecek ürün imal eden X firması ürettiği ürünleri pazarlama şirketi olan Y Paz. Firmasına satışından dolayı indirimli orandan iade talep ediyor.

 

Pazarlama firması da bu ürünleri Türkiye içinde pazarlıyor, bu pazarlama sonucunda yüksek giderler yapılıyor. Ciro primleri, aktivite primleri ve fiyat farkları gibi nedenlerde oluşan giderlere ait yüklendiği vergilerin iadesini talep ediyor.

Yukarıdaki mantıkla olaya baktığımızda, işlemin bünyesine giren vergi %8, satış oranı %8 olmasına rağmen burada pazarlamacı olan bu tür firmalara gider ve ATİK’ler nedeniyle indirimli orandan iade veriliyor.

DOLAYISIYLA SEYAHAT ACENTALARINA GETİRİLEN BU KISITLAMA İLERİDE BU YÖNDE YORUMLARA SEBEBİYET VEREBİLECEKTİR.

I-4- İndirimli Orana Tabi İade İşlemlerinde Sistem Üzerinden Verilen Evraklar

Aylık iade taleplerinde Ocak ayından iadenin talep edildiği aya kadar “İndirilecek KDV Listeleri”,

Aylık iade taleplerinde Ocak ayından iadenin talep edildiği aya kadar (toplu halde) “Yüklenilen KDV Listesi”, iadenin her ay ayrı ayrı istenmesi halinde aylar itibariyle ayrı ayrı yüklenilen liste girilebiliyor.

İadenin Yıllık talep edilmesi halinde, işlemin gerçekleştiği yıla ait aylar itibariyle “İndirilecek KDV Listesi”,

İadenin Yıllık talep edilmesi halinde, Toplu halde “Yüklenilen KDV Listesi”  60 Seri No.lu KDV Sirkülerinde gereği sisteme girilmelidir.

İndirimli orana tabi satış faturaları söz konusu sirkülerinde sisteme girilecek evraklar arasında sayılmış ise de altyapı oluşturulmadığından henüz sisteme girilemiyor, kağıt ortamında alınıyor.

Aylık mahsuben giderilemeyen iade alacaklarının yıllık talep edilmesi durumunda, aylık girilen yüklenilen KDV listeleri veya listelerde yer alan faturaların tekrar yıllık olarak girilmesi mümkün bulunmuyor, girildiğinde mükerrer fatura uyarısı veriyor.

Yıllık girilmesi durumunda ise, yüklenilen KDV listesi aylar itibariyle ayrıştırılamıyor.

Dolayısıyla yıllık listede yer alan bir faturanın hangi aya ait yüklenildiği tespit edilemiyor.

Ayrıca yüklenilen KDV listesine tek kalem olarak “GİDER” veya “ATİK” yazılarak (fatura bilgilerine hiç yer vermeden” iadesi talep edilebiliyor. Bu da yüksek tutarlı bu tür faturaların KDV İadesi Risk Analizine tabi tutulmasını engelliyor.

 

I-5-İNDİRİMLİ ORANA TABİ TESLİM VEYA HİZMET GERÇEKLEŞTİKTEN SONRA ORTAYA ÇIKAN GİDERLERE AİT KDV’NİN DURUMU

I-5-1-GİRİŞ
A)-GENEL OLARAK CİRO PRİMİ VB. FATURALAR

Uygulamada çok değişik adlar altında karşımıza çıkmaktadır.

1)-Satış veya Ciro Üzerinden Verilen Primler

(116 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile yapılan düzenleme bu bölümü kapsıyor. )

Ciro Primi : Satış sonrasında; ay sonlarında, üç veya altı aylık yada yıllık olarak satış tutarı üzerinden belli oranlara göre satış yapan zincir market veya diğer pazarlama şirketlerine ödenen primlerdir. Üretici veya birinci elden satışı yapan mükellefin, satışa konu malları alan zincir market veya diğer pazarlama şirketleri tarafından aynı malları aynı ay içinde sattıkları kısma ilişkin ayrı ciro primi faturası kesmeleri pek mümkün olmuyor.

Kota Primi: Satış sonrasında belirli dönemlerde veya yıl sonlarında, belirlenen satış hedefinin aşılması durumunda belli oranlarda her bir satış üzerinden verilen primlerdir.

2)- Aktivite Primleri

(116 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile yapılan düzenleme bu bölümü kapsamıyor.)

Tadım Bedeli: Zincir marketlerde rakip ürünlerden fazla satış gerçekleştirmek amacıyla, stantlar oluşturularak, müşterilere üründen tatma imkanı verilmesi sırasında yapılan giderlerin üretici firmaya yansıtılması durumudur.

Zincir Market Teslim Primi: Ana bayilere satılan mallardan, zincir marketlere üretici firma adına mal gönderilebilmekte. Bu durumda ana bayi üretici firmaya iade faturası düzenleyip, malı zincir markete ulaştırmaktadır. Bu durumda üretici firmadan nakliye vb. giderler ile belli oranda prim almaktadırlar.

Raf Bedeli: Özellikle zincir marketlerde satışa sunulan malların rakip ürünler ile rekabeti nedeniyle öncelikli satılmasını sağlamak üzere, daha belirgin, müşterinin ilgisini çekecek şekilde satışa sunulması karşılığında zincir marketlere ödenen bedeldir.

Enerji Primi: Alınan ürünlerin mağaza içinde teşhir edildiği soğuk ünitelerin çalıştırılmasına bağlı tüketilen elektrik giderlerine istinaden alınan bedeldir.

Reklam, Katalog, Palette Teşhir vb. hizmetler nedeniyle satıcıya yansıtılan bedellerdir.

3)- Fiyat İndirimleri

(116 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile yapılan düzenleme bu bölümü kapsamıyor.)

Fark Faturası, İskonto Faturası: Satış işlemi gerçekleşen malların piyasada rakip firmaların fiyat indirimi nedeniyle rekabet şansı olması açısından sonradan yapılan fiyat indirimlerinin, üretici firmaya yansıtılmasıdır.

 

B)-FİYAT FARKI VE KUR FARKI FATURALARI

Bedeli ödenmeden satın alınan malların direk olarak satılması ya da üretimde kullanılarak elde edilen nihai malların indirimli oran kapsamında tesliminden sonra, satın alınan bu malların bedelinin kur farkı veya uygulanacak fiyat farkı nedeniyle sonraki aylarda fatura edilmesi durumudur. Bu durumda sonradan fatura edilen bedele ait KDV tutarlarının önceki aylarda gerçekleşen indirimli orana tabi işlemlere konu olacağından, önceki aylara ve sonraki aylarda gerçekleşecek işlemler nedeniyle yüklenime konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 

C)-GARANTİ KAPSAMINDA VEYA SONRADAN ORTAYA ÇIKAN TADİLAT VEYA ONARIMA AİT FATURALAR

- İndirimli orana tabi işlem gerçekleştikten sonra, garanti kapsamında olması yada satılan mal ile ilgili sonradan ortaya çıkabilecek onarım ve tadilatlar nedeniyle, alınan faturalarda yer alan KDV tutarlarını ihtiva eder. Bunlar da işlem gerçekleştikten sonra, düzenlenen faturalar olduğundan yüklenime konu edilmesi imkânı bulunmamaktadır.

 

I-5-2- BU TÜR İŞLEMLERDE İSKONTO UYGULAMASI


A)-FATURA VE BENZERİ BELGELERDE AYRICA GÖSTERİLMEYİP, YILSONLARINDA, BELLİ BİR DÖNEM SONUNDA YA DA BELLİ BİR CİRO AŞILDIĞINDA YAPILAN İSKONTOLAR

116         Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (6.2.) bölümünde “… Fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonlarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu iskontosu gibi adlarla) yapılan iskontolar esas itibariyle, asıl işleme ilişkin KDV matrahının değişmesi sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla, KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu bu gibi durumlarda KDV Kanununun 35’inci maddesine göre düzeltme yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla, fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmeyip belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında yapılan iskontolar nedeniyle KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu hallerde düzeltme işlemi, alıcı tarafından satıcı adına bir fatura ve benzeri belge düzenlemek ve bu amaçla düzenlenecek belgede, KDV matrahında değişikliğe neden olan iskonto tutarına ilk teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlem için geçerli olan KDV oranı uygulanmak suretiyle yapılacaktır.” denilmektedir.

Buna göre 19.01.2012 tarihinden itibaren; fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonlarında, belli bir dönem sonlarında ya da belli bir ciro aşıldığında yapılan iskontolar nedeniyle düzenlenen faturalarda yer alan KDV oranı iskontoya konu malın ilk satıldığı tarihte bu işlem için geçerli olan oran olup, bu şekilde düzenlenen faturaların düzeltme hükmünde olduğu izah edilmektedir.

B)-BU TÜR FATURALARIN İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEMLER NEDENİYLE YÜKLENİME İLAVE EDİLİP EDİLMEYECEĞİ

116 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile yapılan bu düzenleme sonrasında, bu kapsamdaki ciro primi faturalarının indirimli orana tabi işlemin ait olduğu aydaki satışlarla ilişkili olup olmaması önem arz etmektedir.

Eğer bu tür ciro primi faturaları, indirimli orana tabi işlemin gerçekleştirildiği döneme ait satış faturaları ile ilişkili ise, satış tutarı ve KDV tutarı, alınan ciro primi faturası toplamı ve KDV’si kadar düzeltilecek ve iadesi talep edilecek yüklenilen KDV tutarı farkı artacağından iade tutarını da artırıcı etki yapacaktır.

Örnek: Mükellef (A)  Mart / 2012 ayında 100.000 TL indirimli orana tabi yurt içi(B marketine) teslimi yapıp, %8 oranında 8.000 TL KDV hesaplayarak beyan etmiştir. Ancak aynı ay içinde satılan bu mallara yoğun talep nedeniyle zincir market B altığı bu malların tamamını aynı gün satmış, sözleşme gereği %20 ciro primine karşılık 20.000 TL tutar 1.600 TL KDV ihtiva eden fatura düzenlemiştir.

 

 Mükellef (A) 2012/ Mart KDV beyannamesinde 100.000 TL yurt içi satış, 8.000 TL hesaplanan KDV, 103 No.lu satırda da “Satıştan İade Edilen, İşlemi Gerçekleşmeyen veya İşleminden Vazgeçilen Mal ve Hizmetler Nedeniyle İndirilmesi Gereken KDV” olarak 20.000X%8=1.600 TL indirilecek KDV  olarak beyan edilecektir.

Bu satışa konu işlemler için 15.000 TL KDV yüklendiğini varsayalım. İade talep edilecek tutar şöyle hesaplanacaktır. (Alt limit ihmal edilmiştir.)

1.DURUM: (Ciro Primi faturası hiçbir şekilde dikkate alınmaz ise)

İADE ED. KDV = YÜKLENİLEN KDV – HESAPLANAN KDV

İADE ED. KDV = 15.000 – 8.000 = 7.000 TL

NOT: Bunu hiçbir mükellef uygulamaz, çünkü ciro primi faturası yüklenime konu edilmemiştir. İşlemlerin anlaşılması amacıyla verilmiştir.

 

2.DURUM: (Ciro Primi KDV’si Yüklenime İlave Edilirse)

İADE ED. KDV = (YÜKLENİLEN KDV + CİRO P. KDV) – HES. KDV

İADE ED. KDV = 16.600 – 8.000 = 8.600 TL

NOT: Ciro primi faturalarına ait KDV tutarlarının yüklenime ilave edilmesini onayladığımız zaman, dönem ilişkisi kurulmaksızın satışı önceki dönemlere ait ciro primi faturaları da yüklenime konu edilebilecektir.

3.DURUM: (116 No.lu Tebliğe Göre Matrah Düzeltilir ise)

NET SATIŞ TUTARI = BRÜT SATIŞ TUTARI – CİRO PRİMİ TUTARI

NET SATIŞ TUTARI= 100.000-20.000=80.000

NET HESAP. KDV= BRÜT HESAPLANAN KDV – CİRO PRİMİ KDV’Sİ

NET HESAP. KDV= 8.000 – 1.600 =6.400

İADE ED. KDV=YÜKLENİLEN KDV – NET HESAPLAN KDV

İADE ED. KDV=  15.000 – 6.400 = 8.600 TL

 

NOT: Ciro primi faturası burada yüklenime hiç konu edilmiyor. Sadece 103 No.lu satırdaki KDV tutarının bu döneme ait satışlarla ilgili olduğunun tevsik edilmesini istememiz gerekiyor. Aksi halde bu 103 No.lu satıra yazılan her ciro primi KDV’si bu dönemle ilgili olmayabilir, ÖNCEKİ DÖNEMLE ilgili ise hiçbir suretle iadeye konu edilmemesi gerekiyor.

Sonuç itibariyle 2. ve 3. durum arasında bir fark oluşmuyor. Önemli olan Ciro Primi faturalarının cari dönemle yada önceki dönemlerle ilişkili olup olmadığının tespiti gerekiyor. Her iki durum da cari dönemle ilgili olmayan ciro primi faturalarının iadeye konu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Önceki uygulamalarımızda; ciro primi vb. faturalarda yer alan KDV tutarlarının, indirimli orana tabi teslimin yapıldığı dönemde temin edilmesi, satışlarla ilişkilendirilmesi ve mütenasip olması halinde iade/mahsubu yapılıyordu.

116 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinden sonra ciro primleri vb. faturalar KDV Kanunu’nun 35’inci maddesi kapsamında matrahta meydana gelen düzeltmeler kapsamında değerlendirildiğinden, Ciro primi faturaları işlemin gerçekleştiği ay içinde temin edilirse, matrah ve hesaplanan KDV tutarları ciro primi fatura tutarı ve KDV’si ile orantılı olarak azalacağından, yüklenilen KDV üzerinde (gider ve ATİK KDV’leri hariç) bir değişiklik olmayacağı ancak yüklenilen vergi farkı artacağından iade tutarını da artacağı,

- Ciro primi faturalarının işlemin gerçekleştiği ay geçtikten sonra temin edilmesi durumunda ise iadeye konu edilmesi veya önceki dönem iade tutarını artırmasının mümkün bulunmadığı düşünülmekte olup, yapılan bu düzenleme ile yeni sorunlar tereddütler oluşmuştur.

Yıl içinde belli bir tutarın aşılması vb. durumlarda verilen kota primlerine ait faturalarda yer alan KDV tutarlarının, işlemin gerçekleştiği döneme isabet eden kısımlarının iadesinin mümkün olduğu, ancak önceki dönemlere ait olanların ise iadeye konu edilmemesi gerektiği yönünde yeni özelgeler verilmektedir.

Ciro primleri ve aktivite primleri ile ilgili belirsizlik yine devam etmektedir.

Aynı durum, mal ve hizmet alımları ile ilgili sonradan oluşan kur farkı ve fiyat farkı faturaları içinde geçerlidir.

C)- İNDİRİMLİ ORANA TABİ İŞLEM GERÇEKLEŞTİKTEN SONRA ORTAYA ÇIKAN DİĞER GİDERLERİN DURUMU

Aktivite primleri, fiyat indirimleri, fiyat farkı ve kur farkları ile garanti, onarım ve tadilat nedeniyle, indirimli orana tabi işlem gerçekleştikten sonra ortaya çıkan giderlere ait KDV oranı konusunda 116 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde bir belirleme yapılmamıştır.

Bu tür işlemlere genellikle %18 KDV oranı uygulanmaktadır. Farklı oran uygulanması da muhtemel olup, tereddütler devam etmektedir.

116 ve 119 Seri No.lu Tebliğler sonrasında uygulama konusunda ve yüklenilen vergilerin iadesi konularında mevzuattaki boşluk devam etmektedir.

 I-6  ARAÇ KİRALAMA ŞİRKETLERİNİN DURUMU

Bu tür şirketler %18 KDV ödeyerek araç satın alıp, kiralama faaliyetinde bulunmaktadırlar.

Faaliyet konusu kiralama işlemleri %18 KDV’ye tabidir, bu nedenle ana faaliyet konusu itibariyle indirimli oranda işlemleri bulunmamaktadır, ancak zaman zaman kullandıkları binek otolarını çeşitli nedenlerle satmak durumunda kaldıklarında %1 KDV tahsil ederek satmaktadırlar. Yaptıkları ticari faaliyetler sırasında bu farkın telafi edilmesi ticari teamüllerin gereği olduğundan, Bu araç teslimlerinden dolayı indirimli oranda iade alamazlar.

Bu ve benzeri durumlarda ana faaliyet konuları indirimli KDV oranına tabi olmayan mükelleflerin, her hangi bir nedenle ana faaliyet konusu dışındaki işlemleri nedeniyle indirimli orandan iade talep etmeleri mümkün bulunmamaktadır.

Bu çalışmanın yapılmasını teşvik eden, her safhada yardımlarını esirgemeyen çok değerli üstadlarıma ve çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim.

 

                                       Hamza ERTEKİN                                         

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

Müdür Yardımcısı

İSTANBUL - Şubat 2013